Bölüm 1
Apartmanın taş merdivenleri Deniz'in adımlarıyla yankılandı. Dördüncü kat. Kapıcı Ferit elinde sigara, anahtarı uzatırken bir an Deniz'in gözlerine baktı — uzun, açıklanamayacak kadar uzun bir an — sonra başını çevirdi. "Hoş geldin kızım. Bayan Suzan'a haber ver, üçüncü katta, sana çay yapar." Deniz teşekkür etti. Ferit aşağıya inerken arkasından sigara dumanı asılı kaldı koridorda.
Daire kapısının üstünde küçük bir tabela vardı: 4A. İçinden eski mobilya ve nem kokusu geliyordu. Deniz kilitle uğraşırken aşağıdan İstiklal yönünde geçen bir tramvayın sesi — ray üstünde kayan demir, kısa bir zil — koridora yayıldı. Kilit açıldı. Kapıyı itti.
İçerisi tahmin ettiğinden daha büyüktü. Sol tarafta salon — yüksek tavan, tek pencere, demir parmaklıklar. Pencereden aşağı Beyoğlu görünüyordu; bir kuaför tabelasının pembe neon ışığı dairenin duvarlarına kadar uzanıyordu. Sağ tarafta küçük bir mutfak. İlerideki koridorda iki kapı: bir yatak odası, bir çalışma alanı. Eski sahip — Deniz'in hiç tanımadığı, kaybolmuş diye duyduğu kadın — eşyaların büyük kısmını bırakmıştı. Eski bir koltuk, bir masa, raflarda kitaplar, bir kasetçalar.
Deniz iki bavulunu salonun ortasına bıraktı. Pencereye yaklaştı. Aşağıda kaldırım taşları yağmurdan ıslaktı, neon yansımalar suda titriyor; uzakta — sokağın sonunda, sisin biraz açıldığı yerde — Galata Kulesi'nin silueti. Bir an boyunca Deniz oraya baktı. Kuleyi çocukluğundan beri tanıyordu ama her tanıdığı şey gibi, ona bakarken bir parça yabancılaşıyordu.
Arkasından bir ses geldi — değil, bir his. Salonun içinde, sırtının arkasında, sanki birisi durmuş gibi. Deniz başını çevirdi. Yalnızdı tabii. Bavullar, koltuk, raflar, kapısı kapalı yatak odası. Hepsi yerinde.
Mutfağa girdi. Tezgâhın üstünde — eski sahibin bıraktığı bir şey gibi — küçük, dörde katlanmış bir not vardı. Deniz açtı. Tek satır, dolma kalemle, ince bir el yazısıyla: "Bodrumdaki sesi duyarsan, üst kata çık."
Deniz notu okuduğunda dışarıda tramvay tekrar geçti, bu sefer farklı yöne. Ferit aşağıda mıydı hâlâ, yoksa çıkmış mıydı? Bayan Suzan üçüncü katta mıydı? Bilmiyordu. Notu cebine koymak için elini uzattığında — tam o an — kapı çaldı. İki kez, kısa, beklenmiş gibi.
Deniz mutfaktan çıktı, kapıya yaklaştı. Gözetleme deliği yoktu. "Kim o?" diye sordu. Diğer taraftan yaşlı bir kadın sesi: "Suzan. Bayan Suzan. Tepedeki komşunum, bir saat oldu sana çay demlemeye başladım — taşındığını duydum. Açar mısın?" Sesi yumuşaktı ama Deniz'in adını biliyormuş gibi tanıdık konuşmuştu. Hâlbuki Deniz hiç kendisini tanıtmamıştı.
Deniz elini kapı koluna koydu. Bir an durdu. Bayan Suzan'a kapıyı açmak — bir başlangıç. Notu cebinden çıkarmak — başka bir başlangıç. Bodruma — daha eşyalar bavulunda dururken — inmek, başka bir başlangıç. Karar bekliyor, ama hangi yöne dönerse dönsün, bu gece bir başlangıç olacaktı.